v13.9.26 Geliştirme Notları
Nisâ Sûresi
80
Cuz 4
20﴿ Siz bir eşi (boşayıp onu)n yerine diğer bir eşi (nikâhınızın altına alarak, onu boşadığınız kadınla) değişmek isterseniz ve o (nikâhınızda bulunan kadı)nlardan birine (mehir olarak) çokça mal da vermişseniz, artık on(a verdiğiniz mal)dan hiçbir şeyi (geri) almayın. (Suçsuz bir kadından mehri geri almayı kendinize yakıştıramayınca, boşama sebebi ortaya koymak için: “Şöyle şöyle yaptın” gibi laflarla) bir iftirâ (atıcı) ve apaçık bir günah (işleyici olmanız sebebiyle âhirette büyük bir azâba namzet) ol(mayı göze al)arak mı onu alacaksınız?!
21﴿ Bir de siz (cimâ etmek veyâ birleşme imkânı bulabilecek şekilde baş başa kalmak sûretiyle) gerçekten biriniz diğer birine tenhâda ulaşmışken, onlar (nikâh akdiyle) sizden güvenilir ve kuvvetli bir söz de almışlarken (onlara verdiklerinizi geri istemeyi kendinize yakıştırıp da) onu nasıl (geri) alabilirsiniz?!
22﴿ Babalarınızın nikâhlamış olduğu kadınlarla da evlenmeyin, ama (câhiliyet devrinde) geçmiş olan gerçekten müstesnâ! Çünkü şüphesiz o (üvey annelerinizi nikâhlamanız), çok çirkin bir iş ve (hem Allâh katında, hem de müminler nezdinde) tam bir öfke (sebebi) olmuş, (nikâh husûsunda izlenecek) yol bakımından da çok kötü olmuştur. Câhiliyet devrinde üvey anne ile evlenmek nefret nikâhı diye adlandırılır, ondan doğan çocuğa da “Nefret edilen ve hakir görülen” anlamında “Makît” denilirdi. Fahrurrâzî (Rahimehullâh)ın beyânı vechile; çirkinliğin, aklî, şer‘î ve âdî (âdete göre) olmak üzere üç mertebesi vardır. Burada geçen “Fâhişe” tâbiri, bu işin aklen çirkinliğine, “Makt” tâbiri, dînen çirkinliğine, “Ne kötü bir yoldur” ifâdesi ise, örf ve âdet yönünden kötülüğüne temâs etmiştir.
23﴿ Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, o sizi emzirmiş olan (süt)anneleriniz, sütten kız kardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri ve kendileriyle (gerdeğe) girdiğiniz kadınlarınızdan olup (ekseriyetle de) himâyelerinizde bulunan üvey kızlarınız(la evlenmeniz) size haram kılınmıştır. Eğer siz onlarla (zifafa) girmiş değilseniz, o zaman (kendilerinden ayrılmanız yâhut ölmeleri hâlinde kızlarıyla evlenmeniz husûsunda) sizin üzerinize hiçbir günah yoktur. Bir de sulplerinizden (gelmiş) olan (öz) oğullarınızın helâlleri (olan eşleri) ve iki kız kardeş arasında (bir nikâhta) birleştirme yapmanız (size yasaklanmıştır). Ama geçmiş(te câhiliyet devrinde işlenmiş) olan (ilişkiler) kesinlikle müstesnâ! Şüphesiz ki Allâh (İslâm’dan önce yapılanları) dâimâ (çokça bağışlayan) bir Ğafûr ve (Müslüman olduktan sonra tevbe edenlere çok acıyan) bir Rahîm olmuştur. Âyet-i celîlede geçen “Anne” tâbirine; öz anne, anneanne ve babaanne dâhil olduğundan, kaç batın yukarı çıkarsa çıksın bunlarla evlenmek haramdır. Yine böylece insanın kendi kızı, oğlunun kızı, kızının kızı kaç batın aşağı inerse insin nikâhları haramdır. Âyet-i celîlede geçen “Kız kardeşler” tâbiri; ana-baba bir kardeşe de, ana bir ya da baba bir kardeşe de şâmil olduğundan bütün kız kardeşlerin nikâhı haramdır. Yine bu tâbir, kişinin hala ve teyzesini, babasının ve annesinin ana-baba bir veyâ ana bir yâhut baba bir tüm kardeşlerini içine aldığından bunlarla da evlenmek haramdır. “Sütanne”, öz anne gibi haram olduğundan, onun hakkında da anne tâbiri kullanılmıştır. Sütannenin annesi, kızı ve kız kardeşi ile evlenmek de haramdır. Ayrıca soy cihetinden kimler haramsa, süt yönünden de onların nikâhı haramdır. Bir kadının sütanne olabilmesi için, iki sene olan süt müddetini bitirmemiş olan bir çocuğun velev bir defâ olsun, onun memesinden süt emmesi veyâ memeden sağılmış bir sütü içmesi gereklidir. Bu sütün ağız ya da burun yoluyla çocuğun mîdesine ulaşması ya da emzikle verilmesi eşit olduğu gibi, bu sütün az veyâ çok olması arasında da bir fark yoktur. Süt veren kadının bâkire veyâ hayızdan kesilme yaşına ulaşmış olması arasında da bir fark yoktur. Ancak dokuz yaşından küçük olursa süt harâmiyeti sâbit olmaz. “Kayın vâlide”, onun annesi ve babasının annesi, kaç batın yukarıdan nenesi de olsa nikâhı helâl olmaz! “Üvey kızlar”, ekserî üvey babalarının evinde bulunduğundan burada îzâh için bu husus konu edilmiştir. Yoksa üvey babanın evinde bulunsun ya da bulunmasın, bir kadınla evlenip gerdeğe girdikten sonra onu boşasa bile o kadının kızı üvey babasına helâl olmaz. Ancak nikâhlanıp da cimâ olmaksızın ayrılırlarsa, o zaman üvey kızı nikâh etmekte bir günah yoktur. Bir kişinin öz oğlunun evlenip boşadığı veyâ ölüp geriye bıraktığı kadınla evlenmesinin haram olduğu açıklanırken getirilen: “Sulplerinizden” kaydı, evlatlığın hanımıyla evlenmenin haram olmadığını belirtmektedir. En son hüküm olarak da; iki kız kardeşin bir nikâhta birleştirilmesinin haram olduğu ve bunun nikâhla bile olsa o akdin fâsit olup nikâhın geçersiz bulunduğu açıklanmıştır ki bu durumda ilk kızla akdedilen nikâh geçerli olup ikincisi fâsit olur. Görüldüğü üzere İslâm, soy yakınlığı, hısımlık ve süt sebebiyle birtakım mahremiyetler ve yasaklıklar teşrî‘ etmiştir ki bütün bunların birçok sebep ve hikmetleri vardır. Geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu’l-Furkān Tefsîri, 4/665
سُورَةُ النِّسَاءِ
الجزء ٤
٨٠
وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍۙ وَاٰتَيْتُمْ اِحْدٰيهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا مِنْهُ شَيْـًٔاۜ اَتَأْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا ﴿٢٠
وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُ وَقَدْ اَفْضٰى بَعْضُكُمْ اِلٰى بَعْضٍ وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًا ﴿٢١
وَلَا تَنْكِحُوا مَا نَكَحَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَمَقْتًاۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا۟ ﴿٢٢
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ ﴿٢٣
Nisâ Sûresi
80
Cuz 4
وَاِنْ اَرَدْتُمُ اسْتِبْدَالَ زَوْجٍ مَكَانَ زَوْجٍۙ وَاٰتَيْتُمْ اِحْدٰيهُنَّ قِنْطَارًا فَلَا تَأْخُذُوا مِنْهُ شَيْـًٔاۜ اَتَأْخُذُونَهُ بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا ﴿٢٠
20﴿ Siz bir eşi (boşayıp onu)n yerine diğer bir eşi (nikâhınızın altına alarak, onu boşadığınız kadınla) değişmek isterseniz ve o (nikâhınızda bulunan kadı)nlardan birine (mehir olarak) çokça mal da vermişseniz, artık on(a verdiğiniz mal)dan hiçbir şeyi (geri) almayın. (Suçsuz bir kadından mehri geri almayı kendinize yakıştıramayınca, boşama sebebi ortaya koymak için: “Şöyle şöyle yaptın” gibi laflarla) bir iftirâ (atıcı) ve apaçık bir günah (işleyici olmanız sebebiyle âhirette büyük bir azâba namzet) ol(mayı göze al)arak mı onu alacaksınız?!
وَكَيْفَ تَأْخُذُونَهُ وَقَدْ اَفْضٰى بَعْضُكُمْ اِلٰى بَعْضٍ وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًا ﴿٢١
21﴿ Bir de siz (cimâ etmek veyâ birleşme imkânı bulabilecek şekilde baş başa kalmak sûretiyle) gerçekten biriniz diğer birine tenhâda ulaşmışken, onlar (nikâh akdiyle) sizden güvenilir ve kuvvetli bir söz de almışlarken (onlara verdiklerinizi geri istemeyi kendinize yakıştırıp da) onu nasıl (geri) alabilirsiniz?!
وَلَا تَنْكِحُوا مَا نَكَحَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ مِنَ النِّسَٓاءِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَمَقْتًاۜ وَسَٓاءَ سَب۪يلًا۟ ﴿٢٢
22﴿ Babalarınızın nikâhlamış olduğu kadınlarla da evlenmeyin, ama (câhiliyet devrinde) geçmiş olan gerçekten müstesnâ! Çünkü şüphesiz o (üvey annelerinizi nikâhlamanız), çok çirkin bir iş ve (hem Allâh katında, hem de müminler nezdinde) tam bir öfke (sebebi) olmuş, (nikâh husûsunda izlenecek) yol bakımından da çok kötü olmuştur. Câhiliyet devrinde üvey anne ile evlenmek nefret nikâhı diye adlandırılır, ondan doğan çocuğa da “Nefret edilen ve hakir görülen” anlamında “Makît” denilirdi. Fahrurrâzî (Rahimehullâh)ın beyânı vechile; çirkinliğin, aklî, şer‘î ve âdî (âdete göre) olmak üzere üç mertebesi vardır. Burada geçen “Fâhişe” tâbiri, bu işin aklen çirkinliğine, “Makt” tâbiri, dînen çirkinliğine, “Ne kötü bir yoldur” ifâdesi ise, örf ve âdet yönünden kötülüğüne temâs etmiştir.
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ ﴿٢٣
23﴿ Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşin kızları, kız kardeşin kızları, o sizi emzirmiş olan (süt)anneleriniz, sütten kız kardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri ve kendileriyle (gerdeğe) girdiğiniz kadınlarınızdan olup (ekseriyetle de) himâyelerinizde bulunan üvey kızlarınız(la evlenmeniz) size haram kılınmıştır. Eğer siz onlarla (zifafa) girmiş değilseniz, o zaman (kendilerinden ayrılmanız yâhut ölmeleri hâlinde kızlarıyla evlenmeniz husûsunda) sizin üzerinize hiçbir günah yoktur. Bir de sulplerinizden (gelmiş) olan (öz) oğullarınızın helâlleri (olan eşleri) ve iki kız kardeş arasında (bir nikâhta) birleştirme yapmanız (size yasaklanmıştır). Ama geçmiş(te câhiliyet devrinde işlenmiş) olan (ilişkiler) kesinlikle müstesnâ! Şüphesiz ki Allâh (İslâm’dan önce yapılanları) dâimâ (çokça bağışlayan) bir Ğafûr ve (Müslüman olduktan sonra tevbe edenlere çok acıyan) bir Rahîm olmuştur. Âyet-i celîlede geçen “Anne” tâbirine; öz anne, anneanne ve babaanne dâhil olduğundan, kaç batın yukarı çıkarsa çıksın bunlarla evlenmek haramdır. Yine böylece insanın kendi kızı, oğlunun kızı, kızının kızı kaç batın aşağı inerse insin nikâhları haramdır. Âyet-i celîlede geçen “Kız kardeşler” tâbiri; ana-baba bir kardeşe de, ana bir ya da baba bir kardeşe de şâmil olduğundan bütün kız kardeşlerin nikâhı haramdır. Yine bu tâbir, kişinin hala ve teyzesini, babasının ve annesinin ana-baba bir veyâ ana bir yâhut baba bir tüm kardeşlerini içine aldığından bunlarla da evlenmek haramdır. “Sütanne”, öz anne gibi haram olduğundan, onun hakkında da anne tâbiri kullanılmıştır. Sütannenin annesi, kızı ve kız kardeşi ile evlenmek de haramdır. Ayrıca soy cihetinden kimler haramsa, süt yönünden de onların nikâhı haramdır. Bir kadının sütanne olabilmesi için, iki sene olan süt müddetini bitirmemiş olan bir çocuğun velev bir defâ olsun, onun memesinden süt emmesi veyâ memeden sağılmış bir sütü içmesi gereklidir. Bu sütün ağız ya da burun yoluyla çocuğun mîdesine ulaşması ya da emzikle verilmesi eşit olduğu gibi, bu sütün az veyâ çok olması arasında da bir fark yoktur. Süt veren kadının bâkire veyâ hayızdan kesilme yaşına ulaşmış olması arasında da bir fark yoktur. Ancak dokuz yaşından küçük olursa süt harâmiyeti sâbit olmaz. “Kayın vâlide”, onun annesi ve babasının annesi, kaç batın yukarıdan nenesi de olsa nikâhı helâl olmaz! “Üvey kızlar”, ekserî üvey babalarının evinde bulunduğundan burada îzâh için bu husus konu edilmiştir. Yoksa üvey babanın evinde bulunsun ya da bulunmasın, bir kadınla evlenip gerdeğe girdikten sonra onu boşasa bile o kadının kızı üvey babasına helâl olmaz. Ancak nikâhlanıp da cimâ olmaksızın ayrılırlarsa, o zaman üvey kızı nikâh etmekte bir günah yoktur. Bir kişinin öz oğlunun evlenip boşadığı veyâ ölüp geriye bıraktığı kadınla evlenmesinin haram olduğu açıklanırken getirilen: “Sulplerinizden” kaydı, evlatlığın hanımıyla evlenmenin haram olmadığını belirtmektedir. En son hüküm olarak da; iki kız kardeşin bir nikâhta birleştirilmesinin haram olduğu ve bunun nikâhla bile olsa o akdin fâsit olup nikâhın geçersiz bulunduğu açıklanmıştır ki bu durumda ilk kızla akdedilen nikâh geçerli olup ikincisi fâsit olur. Görüldüğü üzere İslâm, soy yakınlığı, hısımlık ve süt sebebiyle birtakım mahremiyetler ve yasaklıklar teşrî‘ etmiştir ki bütün bunların birçok sebep ve hikmetleri vardır. Geniş mâlûmât için bakınız: Rûhu’l-Furkān Tefsîri, 4/665