v13.9.26 Geliştirme Notları
Sâffât Sûresi
450
Cuz 23
127﴿ Bunun üzerine onlar onu yalanladılar, bu sebeple gerçekten onlar elbette (azap içerisinde) hâzır edilen kimselerdir.
128﴿ Ancak Allâh’ın seçilmiş kulları (azaptan) müstesnâ(dır). (Çünkü onlar inkâra yeltenmeyip îmânı seçmişlerdir.)
129﴿ Bir de geri kalan (insan)lar içinde onun üzerine (güzel övgüler) bıraktık.
130﴿ İlyâs’a da (tarafımızdan) selâm olsun.
131﴿ (Habîbim!) İşte sana! Şüphesiz Biz (İlyâs (Aleyhisselâm) gibi) güzel amelde bulunanları ancak böyle mükâfatlandırırız.
132﴿ Çünkü gerçekten o, Bizim (hakîkî mânâda) mümin kullarımızdandı.
133﴿ Şüphesiz ki Lût da elbette rasûl gönderilmişlerdendir.
134﴿ (Habîbim! Yine anlat) o vakti ki; onu da, (îmân etmiş) âilesini de (hep) birlikte olanlar hâlinde kurtarmıştık.
135﴿ Ancak (azap içerisinde) geri kalanlar arasındaki bir kocakarı müstesnâ! (Zîrâ Lût (Aleyhisselâm)ın eşi olan bu kadın hem îmânsız, hem de kavminin kötü fiiline râzı olan biriydi.)
136﴿ Sonra geri kalanları(n yaşadıkları şehirleri Cebrâîl (Aleyhisselâm)ın kanadı üzerinde semâya doğru kaldırıp alt-üst ederek) bir daha (bellerini doğrultup) düzelemeyecekleri bir şekilde kırıp geçirdik!
137﴿ Ayrıca (ey Mekke müşrikleri) şüphesiz ki siz elbette (ticâret için Şâm’a doğru giderken) sabah vaktine giren kimseler olarak onlar(ın yaşamış oldukları Sedûm kasabasın)a uğra(yıp helâk izlerine rastla)maktasınız.
138﴿ (Dönüş yolunda ise) gece(nin evvelin)de de (orada konaklamaktasınız)! Siz (peygamberlerini inkâr sebebiyle helâk edilenleri gördüğünüz hâlde) hâlâ aklınızı kullan(ıp da rasûlünüze inan)mayacak mısınız?!
139﴿ Şüphesiz Yûnus da elbette rasûl gönderilmişlerdendir!
140﴿ (Habîbim! Yine anlat) o vakti ki; o, (ümmetinin inkârına dayanamadığı için Allâh-u Te‘âlâ’dan izinsiz onları terk edip sâhile vardığında yolcularla) doldurulmuş o gemiye kaçmıştı.
141﴿ Derken (gemiden denize atılacak kişinin tâyini husûsunda) diğerleriyle kur‘aya katıldı ama kur‘a aleyhine çıkanlardan oldu.
142﴿ Bunun üzerine (denize atılınca) balık onu hemen yutuvermişti. Hâlbuki kendisi (nefsini) kınayıcı bir kişiydi.
143﴿ Eğer gerçekten o (Yûnus kulumuz rahat zamânında Allâh’ı) çokça (zikredip) tesbîh edenlerden olmasaydı,
144﴿ Elbette o (insa)nların diriltilecekleri güne kadar onu (yutan balığı)n karnında kalacak (ve herkes mezarından çıkarken o da balığın karnından mahşere çıkartılacak)tı.
145﴿ Sonra kendisi hasta bir hâldeyken Biz onu (ağaç ve bitkiden) boş bir yere attık.
146﴿ Üstelik (kendisine hücûm eden sineklerden, güneşin harâretinden ve gölgenin serinliğinden korumak için) Biz onun üzerine kabak türünden (geniş yapraklı) bir ağaç bitirdik (ki, o onu çadır gibi gölgelendiriyordu).
147﴿ Böylece Biz onu (iyileştirip, izinsiz terk etmiş olduğu) yüz bin (kişilik ümmetin)e (tekrar) rasûl gönderdik ya da onlar (bakanların nazarında) ziyâde oluyorlardı (da, bu yüzden bakan kişi kesin konuşamayıp “Yüz bin ya da daha fazla” diyebiliyordu).
148﴿ Nihâyet onlar (azâbın emârelerini görmüşlerken azaptan kurtularak) îmân ettiler, Biz de onları (ecelleri hakkında ezelde belirlenmiş olan) bir zamâna kadar yaşattık (ki, inkâr eden hiçbir kavme böyle bir zamanda kurtuluş nasip olmamıştı).
149﴿ (Habîbim!) Şimdi o (meleklerin Allâh’ın kızları olduğunu savuna)nlara sor ki; kız (çocuk)lar Rabbine âitmiş de, oğullar onlara mı mahsusmuş?!
150﴿ Yoksa onlar şâhit (olup seyreder)lerken mi Biz melekleri dişiler olarak yaratmışız?!
151﴿ Dikkat edin! Gerçekten onlar uydurmalarından sebep elbette diyorlar.
152﴿ “Allâh doğurdu” (diye uyduruyorlar, hâşâ ve kellâ)! Hâlbuki şüphesiz onlar elbette yalan söyleyen kimselerdir.
153﴿ Yoksa O (Rabbiniz), oğullara karşı (sizce aşağılanan) kızları mı (Kendisi için) tercih etmiştir?!
سُورَةُ الصَّاۤفَّاتِ
الجزء ٢٣
٤٥٠
فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ ﴿١٢٧
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ﴿١٢٨
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ ﴿١٢٩
سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ ﴿١٣٠
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ﴿١٣١
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ﴿١٣٢
وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ﴿١٣٣
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ ﴿١٣٤
اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِر۪ينَ ﴿١٣٥
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَ ﴿١٣٦
وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ ﴿١٣٧
وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ ﴿١٣٨
وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ﴿١٣٩
اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ ﴿١٤٠
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ ﴿١٤١
فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُل۪يمٌ ﴿١٤٢
فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ ﴿١٤٣
لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿١٤٤
فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ ﴿١٤٥
وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ ﴿١٤٦
وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ ﴿١٤٧
فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ ﴿١٤٨
فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ ﴿١٤٩
اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ ﴿١٥٠
اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ ﴿١٥١
وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ﴿١٥٢
اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَن۪ينَۜ ﴿١٥٣
Sâffât Sûresi
450
Cuz 23
فَكَذَّبُوهُ فَاِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَۙ ﴿١٢٧
127﴿ Bunun üzerine onlar onu yalanladılar, bu sebeple gerçekten onlar elbette (azap içerisinde) hâzır edilen kimselerdir.
اِلَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ ﴿١٢٨
128﴿ Ancak Allâh’ın seçilmiş kulları (azaptan) müstesnâ(dır). (Çünkü onlar inkâra yeltenmeyip îmânı seçmişlerdir.)
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْاٰخِر۪ينَ ﴿١٢٩
129﴿ Bir de geri kalan (insan)lar içinde onun üzerine (güzel övgüler) bıraktık.
سَلَامٌ عَلٰٓى اِلْ‌يَاس۪ينَ ﴿١٣٠
130﴿ İlyâs’a da (tarafımızdan) selâm olsun.
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ ﴿١٣١
131﴿ (Habîbim!) İşte sana! Şüphesiz Biz (İlyâs (Aleyhisselâm) gibi) güzel amelde bulunanları ancak böyle mükâfatlandırırız.
اِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِن۪ينَ ﴿١٣٢
132﴿ Çünkü gerçekten o, Bizim (hakîkî mânâda) mümin kullarımızdandı.
وَاِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ﴿١٣٣
133﴿ Şüphesiz ki Lût da elbette rasûl gönderilmişlerdendir.
اِذْ نَجَّيْنَاهُ وَاَهْلَهُٓ اَجْمَع۪ينَۙ ﴿١٣٤
134﴿ (Habîbim! Yine anlat) o vakti ki; onu da, (îmân etmiş) âilesini de (hep) birlikte olanlar hâlinde kurtarmıştık.
اِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِر۪ينَ ﴿١٣٥
135﴿ Ancak (azap içerisinde) geri kalanlar arasındaki bir kocakarı müstesnâ! (Zîrâ Lût (Aleyhisselâm)ın eşi olan bu kadın hem îmânsız, hem de kavminin kötü fiiline râzı olan biriydi.)
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْاٰخَر۪ينَ ﴿١٣٦
136﴿ Sonra geri kalanları(n yaşadıkları şehirleri Cebrâîl (Aleyhisselâm)ın kanadı üzerinde semâya doğru kaldırıp alt-üst ederek) bir daha (bellerini doğrultup) düzelemeyecekleri bir şekilde kırıp geçirdik!
وَاِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِح۪ينَۙ ﴿١٣٧
137﴿ Ayrıca (ey Mekke müşrikleri) şüphesiz ki siz elbette (ticâret için Şâm’a doğru giderken) sabah vaktine giren kimseler olarak onlar(ın yaşamış oldukları Sedûm kasabasın)a uğra(yıp helâk izlerine rastla)maktasınız.
وَبِالَّيْلِۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ۟ ﴿١٣٨
138﴿ (Dönüş yolunda ise) gece(nin evvelin)de de (orada konaklamaktasınız)! Siz (peygamberlerini inkâr sebebiyle helâk edilenleri gördüğünüz hâlde) hâlâ aklınızı kullan(ıp da rasûlünüze inan)mayacak mısınız?!
وَاِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَل۪ينَۜ ﴿١٣٩
139﴿ Şüphesiz Yûnus da elbette rasûl gönderilmişlerdendir!
اِذْ اَبَقَ اِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِۙ ﴿١٤٠
140﴿ (Habîbim! Yine anlat) o vakti ki; o, (ümmetinin inkârına dayanamadığı için Allâh-u Te‘âlâ’dan izinsiz onları terk edip sâhile vardığında yolcularla) doldurulmuş o gemiye kaçmıştı.
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَض۪ينَۚ ﴿١٤١
141﴿ Derken (gemiden denize atılacak kişinin tâyini husûsunda) diğerleriyle kur‘aya katıldı ama kur‘a aleyhine çıkanlardan oldu.
فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُل۪يمٌ ﴿١٤٢
142﴿ Bunun üzerine (denize atılınca) balık onu hemen yutuvermişti. Hâlbuki kendisi (nefsini) kınayıcı bir kişiydi.
فَلَوْلَٓا اَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّح۪ينَۙ ﴿١٤٣
143﴿ Eğer gerçekten o (Yûnus kulumuz rahat zamânında Allâh’ı) çokça (zikredip) tesbîh edenlerden olmasaydı,
لَلَبِثَ ف۪ي بَطْنِه۪ٓ اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ ﴿١٤٤
144﴿ Elbette o (insa)nların diriltilecekleri güne kadar onu (yutan balığı)n karnında kalacak (ve herkes mezarından çıkarken o da balığın karnından mahşere çıkartılacak)tı.
فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَٓاءِ وَهُوَ سَق۪يمٌۚ ﴿١٤٥
145﴿ Sonra kendisi hasta bir hâldeyken Biz onu (ağaç ve bitkiden) boş bir yere attık.
وَاَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْط۪ينٍۚ ﴿١٤٦
146﴿ Üstelik (kendisine hücûm eden sineklerden, güneşin harâretinden ve gölgenin serinliğinden korumak için) Biz onun üzerine kabak türünden (geniş yapraklı) bir ağaç bitirdik (ki, o onu çadır gibi gölgelendiriyordu).
وَاَرْسَلْنَاهُ اِلٰى مِائَةِ اَلْفٍ اَوْ يَز۪يدُونَۚ ﴿١٤٧
147﴿ Böylece Biz onu (iyileştirip, izinsiz terk etmiş olduğu) yüz bin (kişilik ümmetin)e (tekrar) rasûl gönderdik ya da onlar (bakanların nazarında) ziyâde oluyorlardı (da, bu yüzden bakan kişi kesin konuşamayıp “Yüz bin ya da daha fazla” diyebiliyordu).
فَاٰمَنُوا فَمَتَّعْنَاهُمْ اِلٰى ح۪ينٍۜ ﴿١٤٨
148﴿ Nihâyet onlar (azâbın emârelerini görmüşlerken azaptan kurtularak) îmân ettiler, Biz de onları (ecelleri hakkında ezelde belirlenmiş olan) bir zamâna kadar yaşattık (ki, inkâr eden hiçbir kavme böyle bir zamanda kurtuluş nasip olmamıştı).
فَاسْتَفْتِهِمْ اَلِرَبِّكَ الْبَنَاتُ وَلَهُمُ الْبَنُونَۙ ﴿١٤٩
149﴿ (Habîbim!) Şimdi o (meleklerin Allâh’ın kızları olduğunu savuna)nlara sor ki; kız (çocuk)lar Rabbine âitmiş de, oğullar onlara mı mahsusmuş?!
اَمْ خَلَقْنَا الْمَلٰٓئِكَةَ اِنَاثًا وَهُمْ شَاهِدُونَ ﴿١٥٠
150﴿ Yoksa onlar şâhit (olup seyreder)lerken mi Biz melekleri dişiler olarak yaratmışız?!
اَلَٓا اِنَّهُمْ مِنْ اِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَۙ ﴿١٥١
151﴿ Dikkat edin! Gerçekten onlar uydurmalarından sebep elbette diyorlar.
وَلَدَ اللّٰهُۙ وَاِنَّهُمْ لَكَاذِبُونَ ﴿١٥٢
152﴿ “Allâh doğurdu” (diye uyduruyorlar, hâşâ ve kellâ)! Hâlbuki şüphesiz onlar elbette yalan söyleyen kimselerdir.
اَصْطَفَى الْبَنَاتِ عَلَى الْبَن۪ينَۜ ﴿١٥٣
153﴿ Yoksa O (Rabbiniz), oğullara karşı (sizce aşağılanan) kızları mı (Kendisi için) tercih etmiştir?!